Ağrı Kesiciler Zararlı Mı? | Bilimsel Araştırma

Yapılan yeni bir araştırma, yüksek dozda ağrı kesici tüketimi ile kalp krizi arasında bir ilişki olma ihtimalini meydana koydu.

Tıp bölümünde dünyanın en mühim yayınları arasında yer alan BMJ’de yayımlanan araştırmada, Kanada, Finlandiya ve İngiltere’den 446 bin 763 bireyin sıhhat bilgileri incelendi.Araştırmaya imza atan uluslararası bilim insanları, reçeteli “non steroidal antienflamatuar ilaçlar” (NSAI) kullanan bireylerin sıhhat durumlarına odaklandı.

Araştırmada, kalp krizi tehlikesinin en yüksek bulunduğu dönem, ağrı kesici tüketiminin ilk 30 günü olarak tanımlandı. Non-steroidal anti-inflamatuar ilaçlar, tıp biliminde ağrı, ateş ve enflamasyonu azaltan ilaçların genel adı olarak kullanılıyor. Bu ilaçların isminde benzer tesirlere sahip olan kortizondan ayrıştırmak amacıyla “non-steroidal” ifadesi yer alıyor.

Araştırmaya göre, bilim insanları, reçeteli ağrı kesicilerin daha şimdilik ilk haftada kalp krizi tehlikesini artırmaya başladığını ve bilhassa ilk ay ortamında riskin en yüksek seviyeye ulaştığını belirleme etti.Ancak bilim insanları, diğer çoğu etkenin de söz hususu bulunduğundan ötürü kalp krizi ile ağrı kesici arasında bir temas bulunduğunu net bir dille söylemenin güç bulunduğunu belirtiyor.

Ağrı kesici ilaç kullanım ilkeleri:


Ağrı kesici tüketiminde öncelikli olarak tercih edilmesi gereken yol ağız yoludur. Ağızdan ilaç kullanmak en ağrısız ve zahmetsiz yoldur. Oysa bilhassa bizim toplumumuzda ağız yolundan sarfedilen ilaçlar küçümsenmekte ve halk arasında kısaca “iğne” olarak tabir edilen kas içi ya da damar içi ilaçların daha tesirli bulunduğu inancı yer alabilmektadır. Bu amaçla hatalı bir inanış olarak “iğne yazan hekim iyi hekimdir” düşüncesi yaygındır. Bugün ağızdan sarfedilen pek çok ağrı kesici kas içi ya da damar içi sarfedilen ilaçlardan çok daha tesirlidir. Ağız yolu dışındaki ilaç program yolları ise yutma zorluğu, kusma gibi ağızdan ilaç alımını engel olan haller varsa kullanılır.

Ağrı kesici ilaç seçimi bir basamak sistemi içersinde olmalıdır.

Ağrı kesici ilaçlar tesir güçlerine göre 3 gruba ayrılır. Hastanın bu basamakların hangisinden başlayacağına ağrının şiddetine göre karar verilir. Tedaviye başlandıktan sonra da hasta hekimi doğrulusunda ideal Aralıklarla tekrardan değerlendirilmeli ve ilaçların tesiri, yan tesiri göz önüne alınarak ayarlamalar yapılmalıdır.

İlacın dozu şahsa göre değişir.

Ağrı, Dünya Sıhhat Örgütü doğrulusunda “şahsa özgü hoş olmayan bir duyu” şeklinde tanımlanır. Ağrının bu şahsa özgü olması hali tedavisinin de şahsa özgü olması zorunluluğunu doğurur. Bu amaçla her ağrı kesici amacıyla tavsiye edilen dozlar var olsa da bu dozlar net değildir. Ağrılı hasta hekimu doğrulusunda derli toplu Aralıklarla değerlendirilerek tesirn doz şahsa göre belirlenmelidir.

Ağrı kesiciler ağrı geldikçe alabilmek şeklinde kullanılmamalı, derli toplu Aralıklarla alınmalıdır.

Ağrı kesici ilaçların ağrı meydana çıktığında kullanılması sık oluşturulan hatalılardan biridir. Oysa bilhassa süreğen ağrılarda bu sistem idealsuzdur. Kronik ağrı hastaları o anda ağrının varlığına ya da yokluğuna aldırış etmeksizin derli toplu Aralıklarla ilaçlarını kullanmalıdır. Bu şekilde ilacın kan seviyesinin dalgalanma göstermesinin önüne geçilmiş olur ve tedavinin faaliyeti artırılır. İlacın derli toplu kullanılmasını ve kan seviyesinin sabit kalmasını engel olan bir diğer hata ise öğünlere göre ilaç kullanmaktır.

Kaynak: BBC-Memorial hastanesi