Sosyoloji Nedir?

Herkesin bildiği bir açıklama olan, sosyolojiye, “toplumbilimdir” demek aslında oldukça yüzeysel ve yetersiz bir tanımdır. Oysa sosyoloji bilimini etraflıca ele almak ve kulaktan dolma değil, yöntemlerini öğrenerek ilerlemek; günlük yaşamımızda karşımıza çıkan tüm toplumsal konuları yorumlamamızı ve benimsememizi, bu durumlarda daha yaratıcı fikirler üretebilmemizi çok daha mümkün kılacaktır. Ayrıca çoğu zaman her bireyin çoğu konuda yaşadığı bir yanılgı daha vardır. Bu yanılsamanın içeriği, bildiğimizi sandığımız konuya aslında tam anlamıyla hakim olmadığımız gerçeğidir. Kişi-ler anlık koşuşturmalarının arasında elbette bazı konulara ve kavramlara derinlemesine bir düşün gerçekleştiremez, işte bu nedenle ‘zaten bilmek’ yanılsamasına sık sık düşebiliriz.

.

Öncelikle toplum dediğimiz kümenin oluşması için en az iki insanın karşılıklı bir ilişki haline girmiş olması ve kalıplaşmış ya da modelleşmiş davranış örüntülerinin olması gerekir. Buradan yola çıkarak şunu söyleyebiliriz ki sosyoloji ‘insan-insan çelişkisi’¹ temelinde çalışmaktadır. Oldukça yüksek sayıda olan nüfus, sınırsız denebilecek kadar fazla ve farklı davranış örüntüleri sunacağına göre, sosyolojinin konuları da inanılmaz çeşitliliktedir. Ancak temelinde sosyoloji tüm bu davranış örüntülerini, bireyin yaşadığı olayın gerçekte ona veya topluma çok daha geniş sorunlar açabileceğini ya da çok daha farklı yönde davranış örüntülerine sebep olabileceğini görebilmesini sağlamak için inceler. Bir bağlamda ileri görüşlülük kazandırmak bile diyebiliriz. Bu açısıyla sosyoloji geçmişten metodolojik² olarak değerlendirdiği bir örüntüyü, güncel ya da gelecek bir sisteme uyarlayarak, aynı örüntünün uyarlandığı yeni sistemde topluma nasıl yansıyacağını düşünebilir, kurabilir.

  1. Bireysel problemlerle ilgilenmez, çünkü konusu sosyal olay ve olgulardır.
  2. Sosyal olayların ortak noktalarından hareketle genellemelere ulaşır.
  3. Sosyal olayları çok yönlü ve çok faktörlü olarak sebep – sonuç ilişkisinde (determinizm) inceler.
  4. Sosyal olayları toplum bütünlüğü açısından bütüncül bir bakışla ele alır.
  5. Olması gerekeni değil, olanı inceler. Böylelikle değer yargılarından arınık olarak nesnel sonuçlara ulaşır.
  6. Bütün toplumlar için geçerli olabilecek evrensel ilkeler koymaz. Çünkü toplumlar birbirinden pek çok yönden farklıdırlar.
  7. En iyi toplum modelini ortaya koymaz, çünkü bulgularını araştırmalara (olgulara) dayandırdığından pozitif bir bilimdir.

Sosyoloji, toplumsal olguların nedenlerini bireylerde değil diğer toplumsal olgularda arar. Örneğin, köyden kente göç olgusunu inceleyen bir sosyolog, bu olguyu bireysel tercihlerle açıklamaz. Göçün nedenini tarımda traktörün kullanılmasına, sulu tarımın yapılmamasına, miras yoluyla toprakların parçalanması vb. gibi diğer toplumsal olgulara bağlar.

Sosyoloji, toplumsal yapıyı bir bütün halinde inceler. Diğer toplumsal bilimler toplumsal yaşamın farklı yönlerini ayrı ayrı incelerler. Örneğin, sosyal antropolog kültürel yapıyı; ekonomi, mal ve hizmetlerin üretimini, bölüşümünü ve tüketimini; tarih, geçmişte olup bitenlerin nedenlerini belgelere dayanarak saptamaya çalışır. Sosyoloji ise, toplumsal yapı içerisinde yer alan kültürel ögeleri, ekonomik ilişkileri, tarihsel geçmişi, coğrafi konumu bilmek zorundadır. Bu yüzden de sosyologlar sürekli olarak diğer toplumsal bilimlere başvurma gereksinimi duyarlar. Bunun neticesinde sosyoloji diğer bilim dalları ile yakından alakalıdır demekte sakınca yoktur.

Son olarak belirtilmesi gereken nokta, sosyolojinin bir bilim dalı olduğudur.Sosyoloji bir bilim dalı olması nedeniyle olması gerekeni yani ideal olanı incelemez. Onun inceleme alanı reel düzeyde yaşananlardır. Yani toplumsal olgular, olaylar ve gerçeklerdir.

Sonraki yazılarımda toplumsal konulara da değineceğim. Tekrar görüşmek üzere, hoşça kalın…

Kaynak: Tarihibilgi.org, Felsefe.gen.tr, Sosyoloji ve Toplum