Kadın Bilim İnsanları

thumbnail

Kadınlar,uzun yüzyıllar boyunca çeşitli imkansızlıklar ve engeller sebebiyle önlerine taş konulmuş,birçok başarıdan mahrum bırakılmıştır.Bir şeyler başarmak için direten kadınlar ise hiçbir zaman toplum tarafından hoş karşılanmamış ve kınanmıştır.Günümüzde bu tür olumsuzluklar eskiye kıyasla azalmış olsa da hala dünyanın bazı yerlerinde devam etmektedir.

Tüm bu engellere rağmen adını tarihe kazımış isimler ise şöyledir:

Ada Lovelace:İlk Bilgisayar Programayıcısı

ada lovelace

Tam adı Augusta Ada Byron olan “Ada Lovelace” 10 Aralık  1815 yılında İngiltere’de dünyaya geldi.Ada Lovelace yaptığı çalışmalarla 1940’larda çıkan ilk bilgisayarların gelişmesinin önünü açmıştır.Ada Lovelace,Cambridge Üniversitesinin önemli matematik profesörlerinden Charles Babbage’in “Analitik Makine” adını verdiği bilgisayarı için yazdığı algoritma  sayesinde ün kazanmıştır.

Bu proje hiçbir zaman hayata geçirilememiş olsa da gelecekteki çalışmalara çok faydalı olmuştur.Ada Lovelace yazdığı bu algoritma sayesinde “İlk Bilgisayar Programcısı” unvanını kazanmıştır.

Çok ilginçtir ki Ada Lovelace’i matematiğe ve bilime yönlendiren kişi de annesidir.Annesi,babasında delilik olarak gördüğü bazı davranışları kızının da kazanmaması adına onu matematiğe ve bilime ilgi duyacak şekilde yetiştirmiştir.

Madam Curie:İlk Nobel Ödülü alan kadın bilim insanı

madam curie

7 Kasım 1867’de dünyaya gelen Polonya asıllı bir kimyagerdir.Radyoaktiviteler üstüne yaptığı çalışmalar ile Nobel Ödülü alan ilk kadın,iki kez Nobel Ödülü alan ilk bilim insanıdır.Radyoaktivite ile ilgili araştırmalarını yaptığı defteri hala o kadar radyasyon barındırır ki yanına özel kıyafetler olmadan girmek imkansızdır.

Madam Curie,Uranyum elementini incelemiş ve atom altı parçacıkların artırılmış etkinliğini ilk keşfeden kişi oldu.Bu sayede 1903’te Fizik alanında,1911’ de ise Kimya alanında Nobel Ödülü kazanmıştır.Aynı zamanda Avrupa’da Fizik alanında Doktora unvanını kazanan ilk kadındır

Ayrıca Madam Curie her 3 yılda bir düzenlenen ve dünyaca ünlü bilim insanlarının bir araya geldiği Solvay Konferansına katılan ilk kadın bilim insanıdır.

Marie Curie eşi Pierre Curie ile yaptığı çalışmalar sonucunda 1898 yılında,Uranyum radyoaktif bozunması sonucu ortaya çıkan Polonyum elementini keşfettiklerini duyurdular.

1.Dünya savaşı sırasında taşınabilir röntgen cihazı yapmıştır ve kızı Irene ile genç kızlara X ışını teknolojisini öğretmeye başlamıştır.

1934 yılında kan kanserinden hayatını kaybetmiştir ve tarihe “Bilim uğruna ölen kadın” olarak geçmiştir.

Curie tüm bu çalışmaları yaparken toplumdan yoğun bir baskı gördü ve ağır eleştirilere maruz kaldı.Bu yüzden depresyona girdiği zamanlar bile oldu.Kimya dalında Nobel Ödülü kazanmasının ardından baskılar o derece arttı ki bunlara tanıklık eden Albert Einstein,Marie Curie’ye bir mektup yazdı.

Mektup şu şekildedir:

Pek Muhterem Bayan Curie,

Aklıselim hiçbir şey söylenemeyecek bir mesele için size yazdığım için lütfen bana gülmeyiniz. Ancak kamuoyunun sizinle ilgili alakadar şu an cüret ettiği davranışlar kızgınlığımın temelini oluşturmaktadır ki artık bu duygularımı ifade etmek istiyorum. Her ne kadar; sansasyonelizm tutkusunu tatmin etmek için üzerinize gurursuzca zuhur eden bu güruhu mütemadiyen hakir gördüğünüze ikna olsam da.  Zekanıza, enerjinize ve dürüstlüğünüze olan hayranlığımı ne kadar çok ifade etmek istiyorum, ki Brüksel’de sizinle kişisel olarak tanışmakla ne kadar şanslı sayıyorum. Bu sürüngenler gibi aralarında sayamayacağımız hiç kimse; daha önce olduğu gibi şimdi de, ilişkide olmaktan ayrıcalık duyacağımız sizin yada Langevin gibi şahsiyetler aramızda bulunmamaktadır. Bu güruh sizinle ilgilenmeyi sürdürürse, değersiz zırvalarına okumayın, onun yerine sürüngenleri kendi uyduruklarıyla baş başa bırakın.

Size, Langevin ve Perrin’e, tüm dostça dileklerimle,

Saygılarımla,

A. Einstein.

NOT: Planck’in Radyasyon sahasının; absürt derecede komik anlamıyla, standart mekaniği takip eden doğal olarak yapının devinimiyle sınırlanmış, Diatomik Moleküllere ait hareket yasasının istatistiğinde karar kıldım. Vakıa, bu yasanın gerçekliğinden çok az umutluyum.

mektup

Kadınlar tarih boyunca ne kadar engellenseler de ve bazı imkanlardan mahrum bırakılsalar da azmetmiş ve çok büyük işler başarmışlardır ve elbette gelecekte de büyük işlere imzalarını atacakları kesindir.

8 Mart Dünya Kadınlar Gününüz kutlu olsun. 

Genç bir bilim sever ve meraklı bir araştırmacı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back To Top