Edison Hakkında Bilimsel Bilgiler | Kısa Bilgi

1 Şubat 1847 tarihinde doğan Edison, bir gezi esnasında iş adamı & ABD’li dinamo
makinesinin üreticisi Willam Wallaceın yapmış olduğu yeni elektrik lambasını
kontrol etti.
Tahta çerçeveyle hareket eden iki koldan ibaret basit cihazın, ön kısmına grafit plaka konulmuştu. Her iki plakayı birleştiren elektrik akımı & mavi ışık yayı şeklinde görünüyordu. Gözleri kamaştıran bu alev, grafit plakaları hemen eritiyordu.
Edison bu sahneyi bir şey demeden izliyordu. Elektrik ışığı! gerçekten büyük fikirdi bu!
İnsanlık eskiden beri geceyi gündüze döndürmeye çalışmış; bunun için mum, yağ
& 19.yüzyılın başından beri hava gazı kullanmıştı. Bilim, insanlığa elektriği armağan etmişti. Elektriğin ideal bir enerji kaynağı olduğu apacık belliydi. Ama Wallece’in yöntemi Edison’a doğru bir yol gibi görünmüyordu. Daha sonra Edison, Yanındakilere döndü ve “Zannedersem ben daha iyisini yaparım” dedi.
Edison’un 40-50 iş arkadaşıyla işe koyulmuştur. Bu bilim insanları ara vermeden
çalışıyorlardı. Atölyede meydana getirilen küçük cam ampullerin içindeki hava,
elektrik akımının kızgın hale getireceği maddenin yanmasına engel olmak için
boşaltıyordu. Lakin esas sorun bu maddenin nasıl sonuçlanacağı konusundaydı. Kimi maddeler oldukça az dayanabiliyor, kimileri oldukça pahalıya mal oluyordu. Oysa ki Edison öylesine ucuz bir lamba yapmak istiyordu ki, hepimiz alıp evine takabilsin.
Kömürleştirme işleminden geçmiş mukavva, Hindistan cevizi kabuğu, mantar, hatta
ve hatta laboratuvarı gezmeye gelen bir misafirin kızıl sakalından birkaç tel bile denendi.
Durmadan çalışmaları yüzünden Edison’un gözleri yanıyor, dayanılmaz sancılar çekiyordu.
Fakat o bu tarz şeyleri hiç kimseye söylemiyor, bir tek hatıra defterine kaydediyordu.
Peş peşe deneylerin sürdüğü bigün asistanı “Artık bu işten vazgeçsek!” dedi.
“Niçin?”
“Bundan dolayı şu ana kadar iki bin gözlem yaptık ve hiçbir netice alamadık!”
Edison derhal itiraz etti:
“Bu doğru değil… Evet, amacımıza ulaşamadık fakat hiçbir netice elde
edemediğimiz doğru değil. Bundan dolayı aradığımız şeyin yaptığımız bu iki bin
gözlem içerisinde olmadığını öğrenmiş olduk.”
1879 Kasım ayında Edison bir gece yazında masasının başına oturmuş, sönük bir puroyu
içerek ne yapacağını düşünüyordu. Dalgın bir şekilde ceketinin düğmelerinden birini çevirirken düğme koptu. Ceketin üzerinde bir iplik parçası sarkıyordu.
Aniden yerinden kalktı, laboratuvara geçti ve teknisyenlerine iplik parçasını gösterdi. ” Böylesini acaba elektrik nakli için yaptık mı hiç? Demek yapmadık!
Öyle isegidin bir yumak ip alın, küçük parçalar halinde kesin, kömürleştirin ve lambalarınızı takın.”
Asistanları netice ummamakla birlikte derhal söylediğini yaptılar. Edison’un bu fikri, bu
sahadaki çalışmalarından vazgeçmeden önce başvurulacak son çare olarak görülüyordu.
Kömürleştirilen iplikler her defasında kırılmasına karşın bu kırılgan ipliklerden biri kırılmadan lambaların birine takılabildi. Lambanın havası derhal boşaltıldı. Lambaya
elektrik verildiğinde iplik kızardı ve tatlı sarı bir ışık meydana geldi. Edison ile arkadaşları ışığı meydana getirdi. Edison ve arkadaşları ışığa büyülenmiş şeklinde bakıyorlardı. Acaba ne kadar sürecekti? Ampul saatlerce sönmedi. Devam eden emekler sonunda elektrik santrali yapmak, 900 binada elektrik şebekesi oluşturmak, binlerce sayaç yerleştirmek, duylarıyla birlikte 14.000 ampul yapmak gerekti. 4 eylül 1882’de meşhur mucidin bir işareti üstüne akım verildiği zaman, tüm mahallenin yüzlerce binasında elektrik ampulleri yandı ve etrafa parlak, sarı ışıklar saçılmaya başladı.
Edison devrinin en büyük meraklısı deklare edildi. Herkes yalnız lambaları değil, onu
da görebilmek için akın etti. Edison’u tanımayan kimse kalmadı.
Thomas Edison 18 Ekim 1931 tarihinde ölmüştür.