AMANSIZ KORSANLAR

Kana susamış korsanların gerçek öyküsünü öğrenme vakti geldi.

1600’lü yıllarda bir korsan bayrağıyla karşılaşmak en cesur denizcilerin bile yüreklerine korku salardı. İnsanoğlunun denizlere açıldığı zamandan beri korsanlar vardı ama 1600’lerde gerçekten dalgalara hükmetmeye başlamışlardı.

Yeni Dünya’nın sömürgeleştirilmesi ve köle ticaretinin doğuşu sayesinde okyanuslarda artık zenginliklerle dolu ticaret gemileri yelken açıyordu. Haliyle açık denizlerde suç işlemeye can atan insanlar da artıyordu. Kahvaltıda bir şişe rom, akşam yemeğine eşlik eden bir kadın ve gün boyunca takip edilen gemiler, korsan sığınaklarında takas edilen ganimetler…

Karayipler ve Hint Okyanusu’ndaki adalarda gizlenen “korsan sığınakları”, düşman mevkilerine ve ticaret gemilerine yapılan baskınların çıkış noktası olarak kullanılıyordu. Buralarda korsanlar gemilerini donanmanın gözlerinden uzakta tutabiliyorlardı. Tavernalar ve kumar salonları aylarca denizde kalan korsanların stres atmalarını sağlıyordu.

Yıllar geçtikçe korsanların hayatları kolaylaşırken kazançları daha da arttı. Denizciler bu haydutların yetenekli, silahlı ve canlarını tehlikeye atan insanlar olduğunu biliyorlardı: Onlarla mücadeleye tutuşup zafer kazanma ihtimali sıfırdı. Korsanlar, kendileri ile didişen gemilere merhamet göstermiyordu. O yüzden en iyi seçenek beyaz bayrağı çekip teslim olmaktı.

Ancak korsanlık sorunu büyüdükçe iş adamları meseleyi kendi ellerine aldı: Ticaretin sağlıklı sürdürülebilmesi için kendi gemilerini silahlandırmaya ve donatmaya başladılar. “İzinli korsan” denilen kaptanların yönettiği bu gemiler, kraliyetin verdiği izin sayesinde  tüm düşman gemilerine saldırabiliyordu. İzinli korsanlar ve gerçek korsanlar arasındaki çizgi de zamanla inceldi.

Yerli nüfusun yok edildiği veya zincire vurulduğu bir dünyada, korsanların yaşam tarzı özgürlüğü ve demokrasiyi temsil ediyordu. Korsanlığın Altın Çağı’nda insanların neden böylesi suçlara yöneldiğini anlamak hiç de zor değil.  

cook of pirates ile ilgili görsel sonucu
Gemide cerrah olmadığından, ampütasyonları genellikle bıçağı en iyi kullanan aşçı yapardı.

KORSAN EFSANELERİ

Ä°lgili resim

Denizlerin suçlularını iyi tanıdığınızı mı sanıyorsunuz?

Masalların ardındaki gerçekleri açığa çıkarıyoruz.

Hazineleri gömerlerdi

Yanlış: Yağmalananlar hemen harcanır veya satılırdı. Korsanların hayatı geleceği düşünemeyecek kadar kısaydı.

Acımasız ve kana susamışlardı

Yanlış: Gemileri çatışmaya girmeden ele geçirmek çok daha kolaydı. Bu yüzden korsanlar, düşmanlarının teslim olmalarını yeğliyorlardı.

İnsanları kalasta yürütürlerdi

Yanlış: Teslim olmayan kişiler doğrudan denize atılırdı. Böyle törenlere ayrılacak zaman yoktu.

Korsan bayrağını kullanıyorlardı

Doğru: Önce avlarını çekmek için ülke bayraklarını kullanıyor ama sonra “Jolly Roger” denilen, kurukafa ve kemikli bayrağa geçiyorlardı.

Kaptanlar zalim ve zorbaydı

Yanlış: Korsan kaptanları demokratik yollarla seçilirdi. Çizgiyi aşarlarsa mürettebat onları görevden alabilirdi.

Gemide papağan vardı

Doğru: Ele geçirilen papağanlar yüksek fiyata satılabilirdi. Bu yüzden bir korsanın omzunda papağan bulunması olağan bir şeydi.

Korsanların hepsi erkekti

anne bonny and mary read the pirates ile ilgili görsel sonucu

Yanlış: Anne Bonny ve Mary Read, bilinen kadın korsanlardan yalnızca ikisi. Gerçi ikisi de erkek gibi giyiniyordu.

Tahta bacakları ve göz bantları vardı

Doğru: İşin ne kadar tehlikeli olduğunu düşünürsek, çoğu korsanın çatışmalarda bacağını veya gözünü kaybetmesi normaldi.

Ä°lgili resim
Zilzurna sarhoş korsanların aksine Kara Bart (Bartholomew Roberts), baskına birkaç fincan çayla hazırlanıyordu.

YENİ DÜNYA’NIN ZENGİNLİKLERİ

Amerika kıtasının keşfi yalnızca ekonomiyi değil, bir korku saltanatını da körükledi.

İspanyol kâşif Kristof Kolomb, Asya’ya yeni bir yol bulmak için sefere çıkmıştı ama onun yerine dünyanın kaynak bakımından en zengin kıtalarından birini buldu.

Amerika’dan dönerken yanında altın, inci ve “tütün” denilen garip bir bitki getiriyordu. Böylece İspanyolların yanı sıra İngiliz, Portekiz ve Hollandalılar gibi Avrupalı güçlerin sömürgecilik dönemi başlamış oldu. Yeni keşfedilen toprakları soyup soğana çevirmeye, ganimetle doldurdukları gemileri ülkelerine göndermeye başladılar.

Sömürgeciler arasında savaşlar sürerken, bu kalyonların sunduğu zenginlikler, birçok yerleşimci ve denizcinin ağzını sulandırdı. 1630’lara gelindiğinde, çoğunluğunu İspanyollar tarafından Hispanyola adasından sürülmüş Fransızların oluşturduğu korsanlar, Karayipler’de operasyonlara başlamıştı. Tartuga adasına yerleşmişlerdi ama adanın kaynakları kısıtlı olduğu için zar zor yaşıyorlardı. Korsanlar hem misilleme olarak hem de ihtiyaçtan dolayı İspanyol gemilerine saldırıp onları yağmalamaya başladılar. Giderek güçlenen İspanyollara korsanların ağır bir darbe vurması, İngiliz, Fransız ve Hollandalıların işine gelmişti. İngilizlerin Jamaika’yı fethetmesi korsanlığı daha da geliştirdi, çünkü Jamaika’nın ilk valileri korsanlığı yarı yasal bir hâle getirmiş ve ganimetin belli bir yüzdesi karşılığında Port Royal’da korsanlara güvenli bir bölge sağlamıştı. İspanya’nın gücü azaldıkça korsanlığın çekiciliği de azaldı ve meşruiyeti gösteren yetki belgelerinin elde edilmesi zorlaştı. Korsanların yeni bir avlanma sahasına ihtiyacı vardı. Kıymetli ipek ve baharatlarla dolu gemilerinin Hint Okyanusu’nda korumasızca yelken açtığı söylentileri korsanlara ulaştı. 1693’te korsan kaptan Thomas Tew bu gemileri aramaya karar verdi. Bermuda’dan yola çıkan Tew, Ümit Burnu’ndan geçip Doğu Afrika sahilinde Kızıldeniz’e doğru ilerlerken, HHhhhişj<j

Hindistan’dan Osmanlı İmparatorluğu’na giden bir gemiyi yakaladı. Kalabalık mürettebatına rağmen gemi teslim oldu. Tew’ün korsanları 100.000 sterlin (734.534,00 Türk Lirası) değerinde altın ve gümüşle birlikte fildişi, baharatlar, değerli taşlar ve ipek  ele geçirdiler. Korsan çemberi adını alan o rota, dünyanın en kârlı rotalarından biri haline geldi.

the map of the discovery places of pirates ile ilgili görsel sonucu
Korsanların saldırdığı bölgeler

Değerli Kargolar

Tütün

Tütün gibi malları korsanlar bizzat içip bitirmezse yüksek fiyata alıcı bulabilirlerdi.

Altın

Gerçekten şanslı korsanlar, Aztek hazinelerini Meksika’dan İspanya’ya götüren gemilerle karşılaşmış olabilir.

Köle

Yakalanan köleler satılabilir, karşılığında fidye istenebilir, veya mürettebata katılabilirlerdi.

Korsanlığın Çöküşü

18. yüzyıla gelindiğinde ülkeler, İspanya Veraset Savaşı’nın tarafları arasında gerçekleşen deniz muharebelerinden bıkmıştı. 1713’te imzalanan barış anlaşmasıyla taraflar Anjou Dükü Felipe’yi İspanya kralı olarak tanıdı ve Fransızların hakimiyet şansı kalmadı. İspanyol sömürgelerinin çoğu Avrupa ülkeleri arasında paylaşıldı ve savaş ertesi yıl sona erdi.

Ortaya çıkan barış ortamında, önceden izinli korsan veya donanmada denizci olarak çalışan birçok kişi işsiz kaldı. Bu durum ilk önce korsanlığın artmasına yol açsa da Avrupa ülkeleri deniz kuvvetlerini güçlendirerek tepkilerini gösterdi. Hem İspanyol hazinelerinin cazibesi ortadan kalkmıştı hem de her limanda devriye gezen deniz kuvvetleri vardı. Artık korsanlık yapmaya değer çok az şey vardı ve 1719’da korsanların çoğu sırra kadem basmıştı.Korsanlığın Altın Çağı böylece sona erdi.

Kaynak: How It Works Dergisi, sayı 07