Bilim İnsanlarının Yaşamları Boyunca Yaptıkları

11

Ara sıra beğendiklerini Kerime’ye uzatarak.

Al bir bak şuna nasıl olmuş. Onu katlayıp bir köşeye koyduktan sonra başka bir tanesini göstererek. Ya bu nasıl olmuş?

Ali’sine hazırladığı çeyizleri, ayrı ayrı göstererek hem kendini avutuyor hem de Meryem’in fikrini alıyordu.

Tam o sırada evin penceresinin kenarında oturan küçük kızı Türkan (Türkan öğretmeni çok sevdiği için kızma bu ismi koymuştu.) bağırdı. Anne, anne. Kerime ile Meryem’in sohbetini bölüp.

Bak üç tane askeri araç geliyor. Belki Ali ağabeyim de aralarında vardır.

Kerime ve Meryem pencereye koştu. Kızım olur mu öyle şey, daha Ali’min günleri dolmadı ki. O değildir. Araçları köye girinceye dek takip ettiler pencereden.

Birkaç dakika içinde araçlar köye giriş yaptılar. Kötü haberi almasına rağmen inanamıyordu. O değil diyordu. Tabutu açıp baktığında o olduğuna emin oldu. Ama bu defa ölmesine inanamıyordu. Bembeyaz kefenin içindeki sanki canlı duruyordu; yüzü ter temizdi.

Fakat göğsünde küçücük bir delik vardı. Kerime ölümünü bir türlü kabullenemiyordu. Eskiden hayvanları gütmek için onu yatağından kaldırır gibi, bir damla gözyaşı bile dökmeden dimdik ayakta elini Ali’sinin başına atıp saçlarını okşadı.

Ölmesinin üstünden üç gün geçmişti ki taburun içinden bir timin iki günlük göreve gideceği ve ona göre bir saat içerisinde iki günlük erzak ve teçhizatın da hazırlanıp yola çıkılacağı emri geldi. Bu timin içinde Ali’nin ismi de vardı.

Ali bu emre karşı ”Terhisime az kalmış, ben neden gidiyorum!” diyerek biraz içerlediyse de, sonra hızlı bir şekilde sırt çantasını sırtına attı, askeri gazinonun kapısından içeri bakıp oturan arkadaşlarına havalı bir ses ve güler yüzle seslendi.

Torunlar bu son görevim, başka yok, gelince sizlere teslim edeceğim bu dağlan. Ona göre, şimdiden yemin törenine hazırlık yapın.

11

Her zamanki güler yüzüyle espri yapmış gülücükler toplamıştı.

Bir cevap yazın