Bilim ve Kültür Hakkında Yaşanan Son Gelişmeler

12

Evet, Ali haklıydı, bu onun son görevi olmuştu. Çünkü görevlerinin ikinci gününün akşamında tam dönüşe geçtikleri esnada bir pusuya düşürülmüşlerdi. İşin kötü tarafı o grubun içinde ikiz kardeşi Ela’nın da olmasıydı. Hayatın cilvesiydi bu.

Birbirlerinden haberi olmayan iki kardeş iki düşmanları gibi ölümüne karşı karşıya gelmişlerdi. Canla başla çatışan Ali, sol göğsüne aldı mermiyle 5 arkadaşıyla birlikte can vermişti.

Belki de bu mermiler kardeşi Ela’nın silahından veyahut onun grubundaki arkadaşlarının silahından çıkmıştı. Bu çatışmada sağ omuz boşluğuna bir kurşunun isabet etmesi ile hafif yaralanan Ela’nın grubu geri çekilmişti.

Abdullah’tan yeni bir çocuk dünyaya getiren Kerime, olup bitenlerden habersizdi, Ali’sinden gelen mektubu alınış birkaç gün sonra ona kavuşma hayali ile ördüğü patikleri, çorapları, nakışlı yazmaların hepsini yanına gelen dert ortağı, sırdaşı Meryem’in önüne sermişti.

Zavallı Kerime, Ela’sının eve döneceği hayali ile yaşıyor, öte yandan biricik Ali’sinin şafağını sayarak kavuşacağı umudu ve yanındaki çocuklarının varlığı ile ayakta durabiliyordu.

Ela, kaçtığı gece dağdakileri bulamayınca, geceyi köyden uzak bir kayalıkta, aç susuz geçirmek zorunda kalmıştı. İkinci gün sabah erkenden kalkıp yola çıktı. Ela’yı karşılarında görünce, bir kişi daha çoğaldıkları sevincini yaşayan, Orada tutulduktan sonra gönderildi.

Görevini yapan ikiz kardeşi Ali, onun başına gelenlerden habersizdi. Az bir zaman kalmasının sevincini yaşıyordu. Bu sevincini ailesi ile özellikle bir dost kadar samimi olduğu annesi ve Ela ablasıyla paylaşmak için kendisini merak etmemelerini, terhisine bir ay kadar kısa bir süre kaldığım içeren bir mektup yazdı.

O gün Kerime’nin feryatları dağı taşı inletiyordu. Kemal Kerime’nin ellerini öpüp alnına koyarak onu teselli etmeye çalışıyordu. Bütün bu acı yetmiyormuş gibi, sırf onun kızı diye o anda bile Abdullah’ın şiddetine ve hakaretlerine maruz kalıyordu.

Kerime’nin bu kez yüreği Ela’sı için parçalanmıştı. Çünkü o giden bir daha geri gelmiyordu.

Aradan bir ay gibi bir zaman geçmişti. Ela için yüreği parçalanan biri daha vardı. O gün elinde bir zarf ve Kürtçe bilen bir Urfalı asker ile Kerime’nin evinin kapısını çaldılar. Kapı açılınca Kerime’nin elini öpüp alnına koydu’. O Kemal idi.

12

Kerime ona doya doya sarıldı. Onda Ela’sını bulduğu belli idi. Kemal getirdiği mektubu okuyup yanındaki askere Kerime’ye Kürtçe tercüme etmesi için emir verdi.

Mektup, askerdeki Ela’nın ikizi, oğlu Ali’den gelmişti.

Bir cevap yazın