Evrenden Gelen Esrarengiz Sese Kulak Verdiler

3

Savaş’ın ölümünün üstünden 3 gün geçmişti. Türkan annesi Kerime ile kayın pederinin evinde taziye evindekiler ağırlıyordu. Hepsinin acısı tazeydi, gözlerinden akan yaşlar daha kurumamıştı ki, Savaş’m babası Kerime’den bile utanmadan bayanların bulunduğu odanın kapısına öfkeli bir şekilde gelerek onca kadının içinde Türkan’ı tehdit etti.

Bak Türkan. Sana bir çocuğumu emanet ettim ona bile bırakamadım. Hemen bugün, bu evden defolup gideceksin, yoksa.

Çoğu kez çocukları için ördüğü kazakların içine biraz bayram şekeri, bazen biraz harçlık koyup köylerinden Cizre ilçesine giden öğrencilere veriyordu.

Ne olur Kasrik’ten geçerken çocuklarımı görürseniz, kimse görmeden bu poşeti onlara verin.

Bu acılarla dört yılı babasının evinde geçirdi. Çoğu ağa, şeyh, muhtar, ileri gelenler devreye girdi ama bir türlü bu aileleri barıştıramadı. Aysel ile Türkan baba evlerindeydi ama hala nikahlıydılar. Artık Aysel ve Türkan dahil olmak üzere herkes bu işten umudunu kesmişti. Ailelerin barışacağına kimse inanmıyordu.

Kerime bakıcı olmuştu; torunu Savaş’ı alıp kızı Rojda’nın evine gider, onlarla oyun oynardı. Zamanla çok alışmıştı ona, iki arkadaş gibiydiler, bir an birbirlerini görmeseler hemen belli ediyorlardı.

Türkan da diğer çocuklarının sevgisini Savaş’ına vermişti. Tabi zamanla babasız büyüyen Savaş bazı şeyleri anlayacak yaşa gelmişti. Geceleri annesine sarılınca annesinin gözünden akan yaşlara tanıklık etmiş ve o da bu üzüntüsüne ortak olmuştu. Annesine çok soru soruyordu, sorduğu soruların çoğu da görmediği kardeşleri ile ilgiliydi.

Anne biz ne zaman eve gideceğiz? Kardeşlerimi ne zaman göreceğim?

Ne zaman gideceğini bilmeyen zavallı Türkan da içinden bir ah çekerek geçiştiriyordu.

Az kaldı oğlum gideceğiz.

Savaş akıllı ve afacan bir çocuktu, bazen oyun oynarken çocuklardan dayak yiyince, ağlayarak eve gelirdi. Anne falan kişi beni dövdü, ağabeyim burada olsaydı onu döverdi, hadi eve gidelim ben onu ağabeyime söylerim gelip onu döver, diye ağlayarak annesinin elbisesine yapışırdı.

3

Eli kolu bağlıydı, her zaman olduğu gibi acı çekmekten ve dua etmekten başka çaresi yoktu.

“Evrenden Gelen Esrarengiz Sese Kulak Verdiler” üzerine 1 yorum.

  1. Hangi insan doğup büyüdüğü köyünü, baba yadigarı ekip biçtiği tarlasını bırakıp terk etmek isterdi ki? Ama bu insanların başka seçenekleri kalmamıştı.

Bir cevap yazın