Kimya ve Matematik Derslerine Çok Çalışması Lazım

4

Aysel, Türkan’a göre biraz daha şanslıydı, en azından çocuklarım kendisine bırakmışlardı. Türkan ise, baba evinde idi, ruhu ise çocuklarının yanındaydı. Aklı hep onlardaydı. Onların hasretiyle yanıp tutuşurken durmadan zayıflıyordu.

O köye okumak için giden çocuklara, gidene gelene, seyyar satıcılara çocuklarının durumunu soruyordu, oğlu Savaş onun tek tesellisi olmuştu. Gündüzleri onunla ilgilenerek, geceleri de rüyasında çocuklarını görerek acısını hafifletmeye çalışıyordu. Kocası bir yıl sonra Cizre’den dul bir bayanla evlendi.

Henüz 27 yaşında, güzel, alımlı bir bayandı. Ama buna rağmen bir gün gözü dışarıda olmadı. Hiç bakım yapmadı kendine, doğru düzgün güzel bir elbise giyinmedi, kaç tane düğün bayram geçti, bir gün süsleneyim demedi. Kocası üstüne kurna getirdi diye de üzülmedi. Tek hayali, tek isteği çocuklarına kavuşmaktı.

Çocukları daha küçüktü, anne şefkatine muhtaç bir yaştaydılar, annelerini çok özlüyorlardı. Hatta bir gün üçü toplanıp annelerine gitmek için yola çıkmış, yolun yarısında yakalanıp geri getirilmişlerdi. Annesizliğin ne kadar acı olduğunu günden güne daha iyi anlıyorlardı. Psikolojileri bozulmuştu. Üvey anneleri de onlara ilgi göstermiyordu.

Türkan kocasının köyünden gelen giden kimi görse hemen koşuyordu.

Ne olur kocama söyleyin beni çocuklarımın yanına alsın, başka hiçbir şey istemiyorum, gelip babalarla barışsınlar, artık dayanamıyorum, bana bir oda versin yeter, gerekirse ahırda kalırım, yeter ki çocuklarımın yanında olayım.

Tabi kısa bir süre için de bu şikayet kulaktan, kulağa yayıldı. Bir hafta sonra mezarı açmak için Şırnak savcılığından bir ekip geldi. Şirin’in ağabeyleri, annesi, kızı Ayşe, Orhan, Abdullah, Abdullah’ın korucu başı olan kardeşi Kasım, bunlardan bazıları da silahlı bir şekilde bu ekiple mezarlığa geçtiler. Mezar açılırsa kan dökülecek dediler. Sonuçta Şirin ilk düştüğünde köydeki askeri revire görüşmüştü.

Şirin’in yakınlarının yarası daha yeni kabuk bağlamıştı ki, ikinci bir acı zor gelirdi. Bir de mezarın açılması hele bir kadının mezarının açılması çok utanç verici bir durum olarak görülüyordu. Aysel’in ailesinden kimse oraya gelmemişti. İyi ki de gelmemişlerdi. Gelselerdi kan dökülmesi an meselesi olurdu.

4

Savcılıktan gelen ekip tüm engellemelere rağmen mezarı kazmaya başladı.

Zavallı küçük Ayşe de annesinin mezarının başına oturdu.

“Kimya ve Matematik Derslerine Çok Çalışması Lazım” üzerine 1 yorum.

Bir cevap yazın