Teknoloji İle Arası Kötü Ela’nın Dramı

14

Tüm gün Ela’yı köyün etrafında arayan köylüler karakol komutanının ikazı ile aramaktan vazgeçtiler. Çünkü Ela çok durumdan ikisi de mutluydu. Her gün birbirlerine yazarak hayatın içinden anı yaşıyorlardı.

İkisi de bu yazdıkları ile güzel ve hiçbir zaman gerçekleşmesi mümkün olmayan hayaller kuruyorlardı.

Bir gece Abdullah yaptığı iyi bir şeymiş gibi, üstelik hakaret içerikli sözcüklerle, Ela ile konuşmaya başladı.

Ela kız. Hazırlan, evlenmeye o kadar meraklıydın. Haftaya gelin gidiyorsun.

Bir aydır Kerime’nin söylemeye cesaret edemediğini Abdullah bir nefeste söylemişti. Üstelik çok rahat olası da gözlerden kaçmıyordu.

Abdullah’m bu konuşmasıyla ilk önce amcasının ona şaka yaptığım düşünen Ela, daha sonra olayın ciddiyetini anlayınca Kemalin içinde olduğu bütün hayalleri yıkıldı. Dünyası karardı. Ağlayarak diğer odaya koştu. Annesi Kerime de onu teselli etmek için peşinden gitti. Anne kız sabaha kadar birbirine sarılarak ağladılar.

Ela, o gece hiç yemek yemedi. Sabah da yemedi, hayvanlarına derdini anlatıp ağlıyordu. Hiç iştahlı yoktu. Kemal’e ne diyecekti. Ne yapacağım bilmiyordu. İyice düşündükten sonra, bir karar üstüne, durdu, ve o gün Kemal’ine ağlayarak kağıda içini döktü.

Kemal’im, Abdullah beni benden 45 yaş büyük bir adama başlık parası karşılığında vermiş ‘ve bir hafta sonra beni götürecekler. Sen bu mektubu okuyunca ben burada olmayacağım. Bu köyde artık duramam. Evlenip o adamın koynuna nasıl girerim! Senin yüzüne nasıl bakarım. Başka ne çare?

İkimiz için de en iyisi bu.

Anne ne oldu, çok durgunsun. Hasta mısın? Yoksa Abdullah amcam sana yine bir şey mi dedi.

Kerime durumu söyleyip söylememekle tereddüt etmişse de, sonra iyiyim dercesine gülümsedi.

Yok bir şeyim kızım, gayet iyiyim, sadece bugün ahın temizledim. Ondan biraz yorgunum, o kadar.

Zaten diyemezdi ki, hangi anne bu müjdeyi kızma vermek ister ki.

Kerime o gece diğer çocuklarım bırakıp Ela’nın tarafında uyumaya karar verdi. Ela’nın başım göğsüne koyup saçlarını okşamaya başladı. Ela annesinin kucağına iyice sokuldu.

Ne çok özlemişim anne saçlarımı okşamasın. Hatırlıyor musun bir zamanlar saçlarımın arasında pire arıyordun? Bir kahkaha atmışlardı.

Ela günün verdiği yorgunlukla ve sabah aşkından gelecek mektubu alma sevinci ile yavaş yavaş uykuya daldı. Ama annesinin uykusu gelmiyordu. Üzüntüsünden gözlerinden yaşlar akıyordu.

Ela hala küçüktü, evlilik çağında değildi, üstelik sırılsıklam aşık olduğu bir sevdiği de vardı. Evleneceği insanın, torunu yaşında, üstelik adam sakat, diye o gece düşüncelere dalıp gidiyordu.

O günden sonra Kerime kızı Ela’ya daha ilgi gösterir oldu. Hatta bir gün Ela annesine gülümseyerek.

14

Hayırdır anne bu fazla sevgi de nereden çıktı; bu şekilde kardeşlerime haksızlık yapıyorsun. Onların paylarına düşen sevgiyi de bana veriyorsun. Yoksa ben Ölecek miyim?

Bir cevap yazın